Devrimci Demokrat - Kose Yazilari
Ana Başlıklar

· Ana Sayfa
· Arama
· En İyiler
· Günlük
· Haber ArÅŸivi
· Haber Gönderin
· Linkler
· Tavsiye Et
· Yazarlar
· İletiÅŸim
· İstatistikler

Üyelik Girisi
HoÅŸgeldin, Misafir

Nickiniz:
Åžifre:
(Kayıt Ol)
Sitemizden

Sitemiz Hakkında

En Çok Okunan
Günün en çok okunan haberi:

Berzan BOTÎ: Referandum; 'Sol Sefalet' ve Tutarlılık/ Tutarsızlık Üzerine
Kimler Çevirimiçi
Who is Where?
 Visitors:
01: 195.50.147.66 -> News
02: 203.67.20.222 -> Kose_Yazilari
03: 38.107.191.116 -> Kose_Yazilari
04: 38.107.191.117 -> Kose_Yazilari
05: 65.55.25.137 -> Search
06: 85.101.24.70 ->
07: 92.230.220.113 ->
DiÄŸer Haberler
03.09.10
· Abbas- Netanyahu Görüştü, ABD Barış İstedi
02.09.10
· Afganistan/ NATO Bombardımanında 10 Sivil Öldürüldü
· Dersimin Kayıp Kızları. Com Sitesi Yayına BaÅŸladı...
· NATO Üyeleri Arasında Afganistan Savaşına Destek Azalıyor
· Rus Generali MOSSAD Öldürmüş
· BDP EÅŸbaÅŸkanı DemirtaÅŸ, Turgut Kazan'la KonuÅŸtuÄŸunu DoÄŸruladı
· Hizbullah'ı Åžikayete giden Hariri'ye Esed'den Cevap
· Yeni Sömürge Valisi/ Irak'ta ABD Gücünün Yeni Komutanı AUSTİN Oldu
· Abd BaÅŸkan yardımcısı Biden: 'ABD Kürdistan'dan Vazgeçmez'
01.09.10
· ÇaÄŸrı/ 1 Eylül Dünya BARIÅž Gününde Barışın Sesini Yükseltiyoruz
· Bir Askerin SavaÅŸ İtirafları!
· Hani ÇekilmiÅŸti?/ ABD Irak'ta LiderliÄŸini Koruyacak
· Çeçen Suikastçisi Rus General Hatay'da Ölü Bulundu
· Irak/ Allavi ve Abdülmehdi ikiÅŸer Yıl BaÅŸbakanlık Yapacak
31.08.10
· Kenneth M.Pollack/ ABD Irak'tan Çekilmedi ki...
· Balyozcu Generaller İçin İdari İzin Formülü
· Putin: Rusya'yı YönettiÄŸim İddiaları Saçmalık
· ABD, Kerkük'ten Çekilmiyor
30.08.10
· Hülya Tarman'a Destek
· Bahçeli Onayıyla Barzani'ye Yardım
· BaÅŸsavcı A. Cengiz'den BaÅŸbuÄŸ Salvosu
· BaÄŸdat: 'Kürt Hükümeti ile RWE'nin AnlaÅŸması yasalara Aykırı'
· Rusya/ Dazlaklar Festivali Bastı: 1 ölü
· YAWER: ABD Askerlerinin Bir Bölümü Kritik Bölgelerde Kalacak
29.08.10
· Bilal Can/ Karl Marx'ın Gazete Yazıları
· Aso Zagrosi/ Seyh Rıza Talabani (1831-1910)
· Nevzat Çelik/ Diyarbekir Ölüleri
· Nalan BarbarosoÄŸlu/ Denize Gömülen Ada
· K.İncesu/ Namuslu,YiÄŸit Adam, Büyük Sanatçı : Orhan Kemal
· Fatma Savcı/ Dilop

Eski Haberler
Dost Siteler
· 1: Atılım
· 2: Kızıl Bayrak
· 3: KurdistanAktuel
· 4: Nasname
· 5: Halkın Günlüğü
· 6: Kaypakkaya.net
· 7: Antires.com
· 8: AteÅŸ Hırsızı
· 9: Dersim Sitesi
· 10: Ararat Post
· 11: A-Forum
· 12: Sosyaliste ÅžoreÅŸger
· 13: Aktuel Bakış
· 14: Kurdek Rojger
· 15: Kaypakkaya.org
· 16: Kayıplar.com
· 17: Alınteri
· 18: Gelawej
· 19: AWE
· 20: Agos
· 21: İmgeci Sosyalist
· 22: Dersimin kayıpKızları



'Dünyaya Karşı Tavır': Jose Saramago [*]
Temel DEMİRER
Temel DEMİRER

Tarih: 26 Temmuz 2010 Pazartesi


“Tüm ruhum bir çığlık;
tüm yapıtlarım
bu çığlığın bir yorumu.”[1]

YaÅŸamayı, sonuna deÄŸin, en çok hak edenlerden birisiydi.

“Dünya öyle güzel ki, öleceÄŸime yanıyorum,” derdi O, José Saramago, çocukluk anıları ile yüzyıl başındaki Portekiz’i anlattığı, biyografik ‘Küçük Anılar’ında;[2] tarlada gün boyu çalışmış 90 yaşındaki ninesinden naklen…

YaÅŸamayı, sonuna deÄŸin hak etmek; ona baÄŸlanmakla mümkündü; ki O da bunu gerçekleÅŸtirenlerdendi.

* * * * *
1998 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kabul konuÅŸmasında, “Portekiz’in ne okyanusa kıyısı, ne de İspanya’ya sınırı olan en içerlek, en yalnız vilayetidir Ribatejo; adını, baÄŸrından akan lacivert nehirden alır. Toprağı bereketli, üzümleri ve ÅŸarabı meÅŸhurdur.

BaÄŸcılık yapmayanların at ya da boÄŸa yetiÅŸtirdiÄŸi köylerde, toprakla mütemadiyen haşır neÅŸir ve hayvanlarıyla hasbıhâl hâlinde insanlar yaÅŸar,” diyen O; “Hayatım boyunca tanıdığım en bilge adam okuma yazma bilmiyordu,” diye eklerdi; Ribatejolu bir köylü, Jeronimo Meirinho’dan söz ederken.

“O adam” yani Jeronimo, karısı Josefa ile birlikte, havanın don yaptığı kış gecelerinde ağır bir battaniyenin altına kıvrılmadan önce, üÅŸümesinler diye ağıldaki domuz yavrularını da yatağına taşıyan; dedesiydi.

Jeronimo’nun, soÄŸuÄŸu unutmak ve unutturmak için anlattığı destansı hikâyeler, küçük torununun zihninde, bin bir dönüÅŸümden geçip çoÄŸalarak, dünya edebiyatının en kuvvetli seslerinden birini yaratmıştı ihtiyar; farkında olmadan belki de.

Ribatejo’da sarhoÅŸ bir nüfus müdürünün, hüviyetine, ailesinin gerçek soyadı yerine, köylülerin babasıyla alay etmek için kullandıkları “yabani turp” anlamındaki “Saramago” kelimesini yazdığı o küçük torun, yıllar içinde büyük bir yazara dönüÅŸecek, Nobel Edebiyat Ödülü’ne uzanacaktı.

José Saramago, yazarlığını besleyen ÅŸeyin, onu kendi geçmiÅŸine, kendi içine ve hep daha derine bakmaya zorlayan bu “yoksulluk” olduÄŸunu unutmadı.

Saramago’yu, Saramago yapan bunlardı; ha, bir de komünistliÄŸi…

* * * * *
“Ben demokrasiye inanmıyorum,” diye haykırmaktan bir adım geri atmayan O, ironi ve toplumsal eleÅŸtirinin ustasıydı.

Onu, José Saramago’yu, 18 Haziran 2010 tarihinde 88 yaşında kaybettik.
Yoksul bir köylü ailenin çocuÄŸu olarak dünyaya gelen Saramago, eÄŸitimini sürdürememiÅŸ ve iÅŸçi olmuÅŸtu.

1947 yılında ilk kitabını yayımlayıp, ardından dergilerde, yayınevlerinde, gazetelerde çalışarak yeni bir hayata baÅŸladı; 18 yıl yeni bir roman yazamadı.
YaÅŸamının son günlerine kadar muhalif olmayı sürdürdü, 1960’larda Portekiz Komünist Partisi’ne üye oldu.

80’lerde romancı olarak büyük bir ün kazandıktan sonra da PKP üyesi olmaktan vazgeçmedi, politik tavrını sürdürdü. Filistin’deki İsrail ya da Irak’taki ABD iÅŸgalini en sert biçimde protesto etti.

1992’de, ‘İsa’ya Göre İncil’ baÅŸlıklı romanına Avrupa Edebiyat Ödülü verilmek istendi; ancak Portekiz yapıtı Hıristiyanlık açısından “sakıncalı bulup” ödüle engel olunca, Saramago ülkesini terk edip, Lanzarote adasına taşındı.

Bu olayın ardından ölümüne kadar yaÅŸayacağı İspanya’nın Kanarya Adaları’na yerleÅŸen Saramago, daha sonra yazdıkları ve söyledikleriyle muhafazakârları sarsmayı, onlarla mücadeleyi sürdürdü. ÖrneÄŸin, 2007’de “İspanya ve Portekiz birleÅŸmeli”, 2009’da ise “İncil, kötü alışkanlıkların el kitabıdır,” diyerek büyük tartışmaların önünü açtı.

1998’de “Okurlarını farklı bir gerçeklikle tanıştırdığı, hayalgücünün ve ironin hâkim olduÄŸu bir boyut vaat ettiÄŸi,” için Nobel Edebiyat Ödülü’ne deÄŸer bulundu.

Romanlarında toplumsal ve siyasi kurumların “sahte” yanını ve toplumsal düzenin nasıl kırılgan bir zemine kurulduÄŸunu fantastik bir atmosferde anlatan Saramago, gerçek kiÅŸiler ve olayları ironik yaklaşımıyla ele alan, etkili yapıtlar üretti.

* * * * *
Saramago yazarlığı konusunda, “Her bir harfte, her bir kelimede, her bir sayfada, birbiri ardından her kitapta yaptığım ÅŸey, aslında yarattığım karakterleri peyderpey içime yerleÅŸtirmektir. Bu karakterler olmasaydı, bugün karşınızdaki bu adam olmayacaktım ben,” der Nobel konuÅŸmasında…

İlk romanı ‘Günah Ülkesi’ 1947’de yayımlanır. Ardından yıllar boyunca sessizliÄŸe gömülür; 1966’da “Muhtemel Åžiirler” adlı kitabıyla edebiyata geri dönecektir.
Bu kesitte teknik okulda öÄŸretmenlikten gazeteciliÄŸe farklı iÅŸler yaptığı aktarılmaktadır. Dünya görüÅŸü nedeniyle, komünist olmasından ötürü sıkıntılı yıllar yaÅŸamış, bela başından eksik olmamıştır. 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında, “Eskiden bana ‘İyi adam ama komünist’ derlerdi; ÅŸimdi ‘Komünist ama iyi adam’ diyorlar,” diyecekti büyük romancı Saramago!

Gerçekten de, büyük bir romancıydı O.

Kaleme aldığı romanlarda okuyucuyu her seferinde soluksuz sürükleyen bir hikâye anlatıyor olması yanında, anlatının yarattığı “büyük imge”nin metni aÅŸan bir özellik taşıması ve onu çaÄŸcıl bir imgeye dönüÅŸüyor olmasından kaynaklanıyordu.

ÖrneÄŸin, ‘Körlük’ romanında anlattığı hikâye, siyaset felsefesinin de en temel sorunsallarından biri olan insan doÄŸasının niteliÄŸinden, XXI. yüzyıl insanının içinde bulunduÄŸu ümitsiz duruma kadar birçok konu hakkında büyük bir imge oluÅŸturmanın peÅŸindeydi.
Ferit Edgü’nün “Karanlık, umutsuzlukla eÅŸanlamlı ise,/ umutsuz bir yazardı o./ Çünkü yalnız geceleri yazdı./ Ama, sabah uyandığında/ yazdıklarını okuyup ocakta yakardı,” dizeleriyle de betimlenmesi mümkün olan duruÅŸuyla O kendisini, “iyimser olmak isteyen bir kötümser” olarak konumlandırırken; bu konudaki açıklaması Pandora’nın Kutusu’nda kalan son ÅŸey olan umuda insan yaÅŸamında yer vermenin gerekliliÄŸini gözler önüne seriyordu:

“Genel hatlarla kötümser biri olarak bilinirim. Belki kimi zaman, ÅŸu çok uzak olmayan zamanlarda adına ahlâki geliÅŸim denen türden etkin ve temel bir iyileÅŸme olasılığı konusunda radikal kuÅŸkuculuÄŸumu ısrarla söylememden dolayı öyle görünmüÅŸtür, ama iyimser olmayı tercih ederdim, yalnızca, güneÅŸin her gün doÄŸduÄŸu için, yarın da doÄŸacağı umudunu korumak için bile olsa.”

Saramago tavrıyla, politik mücadelenin aktif bir üyesi oldu, küresel sorunlara ilgisiz kalmadı.

Siyaset alanında doÄŸru bildiÄŸini çekinmeden söyleyen dürüst bir kimliÄŸi yansıttı.
Bush’tan Berlusconi’ye, Sarkozy’den Obama’ya kadar dünya liderleri hakkındaki zehir zemberek görüÅŸleri çağının ortak aklını temsil eden bir ses olup, “ABD gibi büyük bir ülkenin neden ve nasıl olup da onca kez o kadar çapsız baÅŸkanları olduÄŸunu soruyorum kendime. Bush belki de hepsinin en çapsızı. Vasat zekâ, devasa cehalet, karmaşık ve sürekli saf saçmalığın dayanılmaz baÅŸtan çıkarıcılığına kapılan sözel ifade; bu adam sanki dünya kendisine miras kalmış da bu dünyayı bir büyükbaÅŸ hayvan sürüsüyle karıştıran kovboyun gülünç edasıyla çıkıyor insanlığın karşısına,” diye haykırdı.

Filistin’de uygulanan ÅŸiddet ve katliamlar konusunda, sessiz kalabalıkların sesi olan Saramago’ya göre, “Davut’un taÅŸları el deÄŸiÅŸtirdi, ÅŸimdi onları atanlar Filistinliler. Golyat öbür tarafta, savaÅŸlar tarihinde kimsenin olmadığı kadar, Kuzey Amerikalı arkadaÅŸ hariç, tabii, silahlı ve ekipmanlı. Ah, evet, intihar komandosu teröristlerin neden olduÄŸu korkunç sivil kayıpları… Korkunç, evet, kuÅŸkusuz, lanetlenecek, evet, kuÅŸkusuz, ama eÄŸer bir insanı canlı bombaya dönüÅŸtürecek nedenleri anlayamıyorsa, İsrail’in hâlâ öÄŸrenecek çok ÅŸeyi var.”

“Vatan, Millet, Sakarya” edebiyatına asla teslim olmayan; komünist olmanın “olmazsa olmazı” enternasyonal duruÅŸtan taviz vermeyen Saramago’nun duruÅŸu; Juan Goytisolo’nun, “Hiçbir zaman vatansever ve milliyetçi olamayacağım… “Vatan tüm kötü alışkanlıkların anasıdır: İlletten tedavi olmanın en hızlı ve etkin yolu onu satmak, ihanet etmektir,” saptamalarındakiyle paraleldi…

Bu tutumunu özellikle, ‘Los Angeles Times’ın, “Don Quijote geleneÄŸinden gelen ‘Yitik Adanın Öyküsü’, Saramago’nun belki de en iyi kitabı,” diye nitelediÄŸi yapıtında[3] ortaya koyar.
Yani O, ‘Yitik Adanın Öyküsü’nde destansı bir yolculuk eÅŸliÄŸinde “insan doÄŸası”, “kimlik”, “ulus”, “sınır”, “politika”, “din”, “varoluÅŸ” gibi konuları her zamanki olaÄŸanüstü üslubu, ince ironisi ve hayranlık verici gözlem gücü ve fantastik kurgusuyla aktarır.

* * * * *
Çocukluk ve ilkgençlik anılarından oluÅŸan ‘Küçük Anılar’ındaki günleri, ortalama yetmiÅŸ yıl sonra, seksenli yaÅŸlarında berrak bir anlatımla çocukluk yıllarına götüren Saramago, pürüzsüz bir dille o yılları aktarmasına neden olan ÅŸey, yapıtının bir yerinde “Åžimdi madalyonu çevirip öbür yüzünü gösterecek cesareti bulmam gerekiyor,” sözleriyle açığa vurur…
Yapıtları 20’den fazla dile çevrilen Saramago, sayfalarca uzunlukta cümleler yazan, imla kurallarını esneten bir yazar olarak, edebi eserlerle ender yüzleÅŸen okura zor görünen romanlar yazmıştır.

Bunlardan ilk kez 1982’de XVII. yüzyıl Portekiz’inde geçen tarihsel bir aÅŸk öyküsünün anlatıldığı ‘Baltasar ve Blimunda’ baÅŸlıklı romanı, ‘Günah Ülkesi/ Terra do Pecado’, ‘İsa’ya Göre İncil/ O Evangelho Segundo Jesus Cristo’, ‘Körlük/ Ensaio Sobre a Cegueira’, ‘Görmek’, ‘Ricardo Reis’in ÖldüÄŸü Yıl’ önemli yapıtlar içinde bir adım öne çıkanlardır.

ÖrneÄŸin ‘Ricardo Reis’in ÖldüÄŸü Yıl’ romanı, Portekiz tarihinin günümüze daha yakın bir dönemini, Salazar diktatörlüÄŸünün ve 1926’dan 1971’e kadar süren ‘Estado Novo’ rejiminin yerleÅŸtiÄŸi 1930’ları ele alır. Arka planda Portekiz’deki milliyetçi cehaletin, komÅŸu İspanya’daki iç savaşın ve Avrupa’da yükselmekte olan saldırgan faÅŸizmin yer aldığı bu roman, ÅŸair Fernando Pessoa tarafından kullanılan takma adlardan biri olan Ricardo Reis hayali kiÅŸiliÄŸini yeniden yaratır.
 
“Tarih gibi edebiyat” olarak da betimlenmesi mümkün olan bu çalışmada Saramago, romanının tamamı bir baÅŸka yazarın yarattığı bir hayali kiÅŸilik üzerine kurulmuÅŸtur; bu hayali kiÅŸilik ise, kitap boyunca yaratıcısı ile diyalog hâlindedir ki, bu da Onun, ‘Magazine Littéraire’in Nisan 2000 nüshasında François Brusnel’in sorularını yanıtlarken, “Kurgu, gerçeÄŸin bir ürünüdür… Yazmak, hayatın alanını geniÅŸletir. Gerçek kurguyu besler, kurgu da gerçeÄŸi. Kurgunun bağımsız bir varlığı yoktur, o da gerçekliÄŸin bir ürünüdür,” diye anlattığıdır…

* * * * *
Evet, hülyalı bir duruÅŸtur Saramago, Onu niteleyen önemli özelliklerinde birisi de budur…
Çünkü O, “FaÅŸizm karşıtı… Militan bir tanrıtanımazdı,” Asuman KafaoÄŸlu-Büke’nin deyiÅŸindeki üzere…

Bundan ötürü Saramago’nun cenaze törenini dahi beklemeyen Vatikan’ın yayın organı ‘Osservatore Romano’ gazetesinin 19 Haziran 2010 tarihli nüshasında yayımlanan ‘Anlatıcının Sınırsız Gücü’ baÅŸlıklı yazıda, Onun, “din karşıtı bir ideolog olduÄŸu”na vurgu yapılarak, “hiçbir metafizik inanışa sahip olmadığından,” “son nefesine kadar Marksist felsefeye sadık kaldığı”ndan söz edilip, “Tanrı’nın varlığını hep reddeden Saramago’nun dünyaya kötülük yaymak için geldiÄŸi”ne dikkat çekilerek, “Popülist bir Marksist” olmakla “suçlandı”!

Kolay mı? Kendisini her zaman bir ateist ve “iflah olmaz bir karamsar” olarak niteleyen O, tutuculuÄŸun eleÅŸtirmeniydi; sadece eleÅŸtiri olmakla sınırlanmayan bir itiraz ve karşı duruÅŸtu; Yasemin Çongar’ın da itirafındaki üzere: “Asidir o; iflah olmaz bir komünisttir. DiktatörlüÄŸün zulmünü kavramış bir Portekizli olarak mazlumla dayanışmaya, zalime direnmeye önem verir.”[4]

Komünist olmanın ve kalmanın getirisi olan ateist görüÅŸlerinden ötürü sık sık tutucu yönetimler ve Katolik Kilisesi’yle karşı karşıya gelen Saramago, pek çok edebiyat eleÅŸtirmeni tarafından büyülü gerçekçilikle keskin politik yorumlarını bütünleÅŸtiren bir yazar olarak nitelenirdi.

Son yapıtı ‘Kabil’ ile Katolik Kilisesi’nin öfkesini bir kez daha üstüne çeken Saramago, Kilise yönetimiyle girdiÄŸi tartışmada, Kutsal Kitap’ı “ahlâksızlığın el kitabı” ve “insan doÄŸasının en kötü yanlarının katalogu” olarak nitelendirmiÅŸti.

Onun binlerce önemli özelliÄŸinden birisi de “körlükle, körleÅŸme”yle mücadeledir! Tıpkı 1995’te yayımlanan ve herkesin kör olduÄŸu bir ülkenin çöküÅŸünü betimlediÄŸi ‘Körlük’ baÅŸlıklı romanı (2008’de beyazperdeye de uyarlanmıştı) ile ‘Körlük’ten sonra kaleme aldığı ve genel seçimlerdeki oyların yüzde sekseninden fazlasının boÅŸ çıktığı bir ülkede saÄŸcı hükümetin ÅŸiddet dolu tepkisini konu aldığı ‘Görmek’ baÅŸlıklı yapıtında gerçekleÅŸtirdiÄŸi üzere…

* * * * *
Saramago’nun, 1995’te, en önemli kitaplarından biri sayılan, Türkçe’ye de kısaca ‘Körlük’ diye çevrilen, ‘Körlük Üzerine Bir Deneme’de, adları deÄŸil, sadece sıfatları olan karakterlerini, bir körleÅŸme salgınının kurbanı yapan yazar, görmeyen gözlerin tanıklığında, toplumun çürümesini anlatılır.

Komünist Saramago’nun, Portekiz’deki Antonio Salazar’ın diktatörlüÄŸüne karşı mücadelesiyle de ilintisi yanında Latin Amerika mistisizmini realizmle kaynaÅŸtıran ‘Körlük’, insan varoluÅŸunun özüne mündemiç bir romandır.

“Fantastik bir durum karşısında insanlığın aldığı hâlleri anlatan romanla ünlenen Saramago’nun ‘Körlük’ü, kapitalist toplumsal düzeni ve bu düzenin insanlığı düÅŸürdüÄŸü en kötü ve trajik durumları anlatan kara ütopyaydı.”[5]

O romanında körlüÄŸü bir metafor gibi kullanarak Platon’un maÄŸaralar benzetmesini çaÄŸrıştıran bir hikâye yaratır. MaÄŸarada mahkûmlar nasıl ellerinden ve ayaklarından baÄŸlıysalar körlük de bir çeÅŸit baÄŸlanmayı simgelerken; mahkûmlardan biri nasıl dış dünyaya çıkıp “gerçek”i keÅŸfederse, yapıtta da bu rolü doktorun karısı üstlenir.

“Bakabiliyorsan; gör… görebiliyorsan; gözle” epigramı ile baÅŸlıyor kitap, sonunda tekrar görmeye baÅŸlamalarıyla ÅŸöyle bitir: “Sonunda kör olmadığımızı düÅŸünüyorum, biz zaten kördük, Gören körler mi, GördüÄŸü hâlde görmeyen körler?”

Saramago’nun ahlâki deÄŸerleri masaya yatırırken; “Körlük ile insanı insan yapan tüm deÄŸerler yok oluyor,” saptamasını ortaya koyduÄŸu; “kolektif körlüÄŸün insanlığı ne hâle getirdiÄŸine” dikkat çeken yapıtla, bir yerde Camus’nün ‘Veba’sı, Kafka’nın, ‘Dava’sı, Golding’in ‘Sineklerin Tanrısı’ arasında “paralellikler” kurulabilir…

‘Körlük’, arabasının içinde geçmesine izin verecek, ya da geçmek için kendini haklı göreceÄŸi yeÅŸil ışığı beklerken kör olan bir adamın duyduÄŸu korku ve çaresizlikle baÅŸlarken; Saramago’nun modern insan ve onun ürettiÄŸi liberal demokrasiye eleÅŸtirilerini dile getirir bu yapıt…

‘Körlük’, araba kullanmakta olan bir adamın yeÅŸil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleÅŸmesiyle baÅŸlar. Adamın körlüÄŸü baÅŸvurduÄŸu doktora da bulaşır. Bu körlük, bir salgın hastalık gibi bütün ÅŸehre yayılır; öldürücü olmasa da bütün ahlâki deÄŸerleri yok etmeyi baÅŸarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur.

‘Körlük’ o denli hızlı yayılır ki, yayılma hızı Etna’nın püskürmesiyle civarında ne kadar yerleÅŸim varsa lavların altında kalmasına benzetilir. Saramago’nun da yarattığı, ya da zaten olan ama görmek için kafaların kumdan çıkması gerektiÄŸi bir çürüyüÅŸün öyküsüdür.

Arabasında kör olan adamın yardımına giden hırsız, ve bu iki adamı tedavi etmeye çalışan doktor hepsi kör olurlar. İktidar derhâl çözümü bulur! Bu insanları eski bir akıl hastanesine kapatır! Bu noktada; Michel Foucault’un, “Hapishanenin tarihi, gözetim altında tutma ve cezalandırmanın tarihidir,” sözleri körler ülkesine dönen dünyayı bu romanla bir kere daha açığa vurur…

Devamla: Tutsaklık günleri ertesi sabah duyulan anonsla baÅŸlar. Buyruklar kesindir! Kimse dışarıya çıkmaya çalışmayacaktır. Özgürlük istemi iktidarın en ağır olarak gördüÄŸü ölüm cezasıyla sonlandırılacaktır. Günler geçer, ‘Körlük’ ülkede gitgide yayılır…

Evet Saramago, insanlığın maruz kaldığı toplumsal yıkımları gözlemlemiÅŸ, iki dünya savaşının, faÅŸizmin ÅŸiddetinin, toplama kamplarının, açlığa mahkûm milyonlarca insanın acısını derinden duymuÅŸ ve Salazar’ın diktatörlüÄŸüne baÅŸ kaldırmış bir yazar olarak, birikimlerini yapıtına aktarmıştır.

‘Körlük’te birdenbire toplumsal bir körleÅŸme felaketine uÄŸrayan insanların içine düÅŸtükleri durumda Nazi toplama kamplarında yaÅŸanan cehennem manzaralarını çaÄŸrıştırır.
Onun satırlarından okurken, hep 1530’larda yaÅŸamış olan Bruegel’in tabloları gözünüzün önüne gelir.

Acaba yazar bu orta çaÄŸ sonu ressamının eserlerinden etkilenmiÅŸ olabilir mi?
Biribirinden hayli uzakta olan bu iki çağın iki sanatçısı yaÅŸama aynı optikten bakmaktadır sanki.
Evet insanlık bir beyaz körlük içinde hâlâ!

İnsanlığın yaÅŸadığı felaketi, içinde yaÅŸadığımız körlüÄŸü bir kez daha yüzümüze vuran ‘Körlük’ ile Bruegel’in tabloları benzer ÅŸeyleri anlatır hâlâ!

‘Körlük’, Saramago’nun politik bir “taÅŸlaması”dır bir yerde; ‘Görmek’ romanı ile ‘Körlük’le aynı güzergâhta ilerler:

Adı belirsiz bir ülkenin baÅŸkentinde seçim günü bardaktan boÅŸanırcasına yaÄŸmur yağınca kimse oy vermeye gitmez. ÖÄŸleden sonra sandıkların kapanmasına yakın bir saatte yaÄŸmur durunca, seçmenler sanki emir almışçasına oy vermeye koÅŸar.

Ama sandıklar açılınca, kullanılan oyların büyük çoÄŸunluÄŸunun boÅŸ olduÄŸu görülür. SaÄŸ, merkez ve sol parti oyların çok küçük bir bölümünü alabilmiÅŸtir. BoÅŸ oyların fazlalığını yaÄŸmurun yağışına baÄŸlayan ülke yönetimi bir hafta sonra seçimleri yeniler ama güneÅŸli günde yapılan seçimlerin sonucu daha da vahim çıkar: Bu sefer, kullanılan oyların yüzde 83’ü boÅŸ çıkmıştır. Halkın arasına salınan muhbirlerden tüm güvenlik birimlerine kadar hiç kimse halkın neden boÅŸ oy kullandığı konusunda tatmin edici bir cevap bulamaz.

Zamanla bu durumun bozguncu bir grubun, dahası uluslararası anarÅŸist bir örgütün iÅŸi olduÄŸunu düÅŸünen hükümet olaÄŸanüstü hâl ilan eder. Ama ortada sıkıyönetimi gerektirecek bir neden yoktur. Çünkü halk kendi tercihini yapmış ve seçimde boÅŸ oy kullanmıştır. Ama bu durumu önemli bir tehlike olarak gören hükümet, (çoÄŸu zaman bizde de olduÄŸu gibi) yaÅŸanan herhangi bir olayı dış mihrakların bir oyunu olarak yorumlayıp halkı cezalandırmak için devletin baÅŸkentini baÅŸka bir yere taşıma kararı alır.

‘Görmek’de demokrasinin kırılganlığı ve hükümetlerce saptırılması üzerine müthiÅŸ bir taÅŸlama olduÄŸu düÅŸünülürse, bu taÅŸlamayı yaparken birtakım etkili biçimsel yollara da baÅŸvuruyor Saramago; ‘Körlük’te olduÄŸu gibi, ‘Görmek’ romanında da anlatıcı ile roman kahramanlarının diyaloglarını tek bir monolog ÅŸeklinde sunar…
* * * * *
Aslı sorulursa Saramago’nun yazdıkları “dünyaya karşı bir tavrı”dır!

Buna örnek olarak O’ndan aktarılması gereken anekdotlardan birisi ÅŸudur: Chiapas’ta Komutan Yardımcısı Marcos halka yaptığı bir konuÅŸmanın hemen ertesinde, yanında bulunan Saramago’nun kulağına eÄŸilip İspanyolca, “No nos abandones/ Bizi terk etme,” deyince, O da bir an dahi duraksamadan, “Bunun olması için kendimi terk etmem gerekir,” yanıtını verir!

Saramago’nun yazdıklarını betimleyen, ezilenlerden yana ki bu ikircimsiz “politik tavrı”dır!
Tüm ezilen insanlığın sesi olabilmeyi baÅŸaran, “Yalnızca kitap sayfalarının geri dönüÅŸü vardır, yaÅŸamınkilerin, yok,” diyen O, bu tavrıyla da çağının büyük vicdan(lar)ındandır…
 Tam da bundan ötürü Saramago’nun dehası çok yönlüydü; hem büyük bir komedyendi hem de acımasız gerçeklerin yazarı.

UyuÅŸukluk ve körlüÄŸe karşıydı…

Okuyucusunu sarsmayı, gözlerini açmayı, harekete geçmesi için kışkırtmayı denerdi.
Berger, Galeano ve Howard Zinn gibi isimlerle birlikte altına imzasını attığı Filistin’e karşı tavrı için İsrail’i suçlayan bildiriye kadar. Zaten pek çok kez Filistin’de yaÅŸananları Auschwitz’de yaÅŸananlara benzetip öfkeli okların hedefi olmuÅŸtu.

Saramago’nun ‘Not Defterimden’ baÅŸlıklı kitabında yer alan kısa yazılarından “Gazze (22 Aralık 2008)” baÅŸlıklısı, bu konudaki politik tavrını anlamlı biçimde özetler:

“BMÖ kısaltması, herkesin bildiÄŸi gibi, BirleÅŸmiÅŸ Milletler Örgütü demektir, yani, gerçeÄŸin ışığında, hiçbir ÅŸey ya da çok az ÅŸey. Bunu, yiyecekleri tükenmekte olan, ya da orada sığınmacı olarak kayda geçen yedi yüz elli bin kiÅŸiyi, görünüÅŸe göre, açlığa mahkûm etmeye kararlı İsrail ambargosu böyle dayattığı için zaten tükenmiÅŸ olan Gazzelilere söylesinler.
Ekmekleri bile yok artık, un tükendi, yaÄŸ, mercimek ve ÅŸeker de aynı yolda ilerliyor. 9 Kasım’dan beri BirleÅŸmiÅŸ Milletler ajansının yiyecek yüklü kamyonları İsrail ordusunun Gazze ÅŸeridine girmelerine izin vermesini bekliyorlar, bir kez daha reddedilen ya da aç Filistinlilerin son umutsuzluÄŸuna ve son çileden çıkışına kadar ertelenecek bir izin.

BirleÅŸmiÅŸ Milletler mi? BirleÅŸmiÅŸ mi? Uluslararası suç ortaklığına ya da korkaklığına güvenen İsrail, tavsiyelere, kararlara ve protestolara gülüyor, canı ne isterse, ne zaman isterse ve nasıl isterse onu yapıyor. Sanki İsrail’in güvenliÄŸini tehdit edecek ürünlermiÅŸ gibi, kitapların ve müzik aletlerinin giriÅŸini engellemeye kadar vardırdı iÅŸi.

EÄŸer gülünçlük öldürseydi, İsrailli politikacı ya da askerlerin, o zulüm uzmanlarının, o eÄŸitimlerinin temeli olan küstahlığın tepesinden dünyaya bakan aÅŸağılama doktorası yapmışların bir teki bile ayakta kalmazdı. Yolundan gidenleri tanıdıkça Eski Ahit’in Tanrı’sını daha iyi anlıyoruz. Yehova ya da Yahve, ya da her nasıl deniyorsa, İsraillilerin sürekli güncel tuttuÄŸu kindar ve kıyıcı bir tanrı…”

Evet, 2006’daki Lübnan Savaşı sırasında, İsrail’i çok sert bir dille kınayan dünya yazarlarının öncülüÄŸünü yapmasından, İsrail iÅŸgali altındaki Filistin topraklarında hayatın, Nazilerin Auschwitz Toplama Kampı’nda yaÅŸananlardan farksız olduÄŸunu söyleyecek netlikte meydan okuyan Saramago’nun duruÅŸu Aydınlanma dönemi insanlarınınkine benziyordu.

Howe onu “Avrupa ÅŸüpheciliÄŸinin sesi ve ironi uzmanı” olarak niteler, James Wood aynı anda hem avangard hem gelenekçi olup ikisinin de hakkını verecek tek kiÅŸi olduÄŸunu söylerdi. EleÅŸtirmenlerin kralı denilen Bloom ise İngilizce olmayan edebiyatın global baÅŸarı konusunda çok az ÅŸansının olduÄŸu bir dünyada onu ve yapıtlarını “eÅŸsiz” olarak nitelemiÅŸti.”

Vatikan’ın, ölümüyle ilgili olarak, “Son nefesine kadar Marksist felsefeye sadık kaldı” diye kin kustuÄŸu Saramago’nun naaşı, Lizbon’daki Alto de Sao João Mezarlığı’nda yakıldı.

Küllerinin bir kısmı çocukluÄŸunu geçirdiÄŸi Azinhaga köyüne, bir kısmı da hayatının son 17 yılını geçirdiÄŸi Kanarya Adaları’ndaki evinin bahçesinde bir aÄŸacın altına gömüldü.
Üyesi olduÄŸu Portekiz Komünist Partisi ise açıklamasında, parti militanlarının, yurtseverlerin, sol güçlerin, Portekiz halkının ve iÅŸçilerin yazara minnet duyduÄŸunu ifade etti; haklı olarak; “İncil kötü alışkanlıkların el kitabıdır… İncil’in Tanrı’sı güvenilir deÄŸil, kötü biri ve öç almaya kararlı. İncil’de acımasızlık, zina, her türlü ÅŸiddet ve kan dökme var. Bu inkâr edilemez,” diyen Saramago’ya!
* * * * *
‘Magazine Littéraire’in Nisan 2000 nüshasında François Brusnel’in, “Esin kaynaklarınız neler?” sorusuna “Hepimizde olan ÅŸey: Omuzlarımızın üzerinde taşıdığımız kafamız ve içindekiler,” yanıtını veren Onun yazarlığını, belki de en iyi Horatius’un, “Sen konuya egemen ol, sözcükler ardından gelir”; Jean de la Bruyere’in, “Yazarlık akıldan fazlasını gerektirir”; Georges Simenon’un, “Yazarlık bir meslek deÄŸil, bir mutsuzluk uÄŸraşıdır”; Jorge Luis Borges’in, “Yazmak yönlendirilmiÅŸ bir düÅŸten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir”;

 Ernest Hemingway’in, “Gerçek bir yazar için, her kitap, eriÅŸilemeyecek bir ÅŸeye yeniden kalkıştığı yeni bir baÅŸlangıç olmalıdır”; Thomas Mann’ın, “Araç olarak dili kullanan bir sanat her zaman güçlü bir eleÅŸtirel yaratıcılık gösterir, çünkü sözün kendisi hayatın eleÅŸtirmenidir: Yaratırken adlandırır, niteler, yargılar”; Jean-Paul Sartre’ın, “Yazarın, yani özgür insanlara seslenen özgür bir insanın tek bir konusu vardır: özgürlük,” saptamaları betimler…

O; yaÅŸarken ve yazarken; artık hiç kimsenin ölmediÄŸi bir dünya anlatıp, “Ertesi gün hiç kimse ölmedi” cümlesiyle baÅŸlayan romanı okuyanların, “Ölüm iyi ki var” diyerek kapattıkları ‘Ölüm Bir Varmış Bir YokmuÅŸ’ baÅŸlıklı yapıtında ifade ettiÄŸi dünyayı “11. Tez”deki üzere deÄŸiÅŸtirmek istiyordu; bunun için yaşıyor ve yazıyordu…
O tam da bunlardan ötürü, bir komünist olduÄŸu için önemlidir…

27 Haziran 2010 18:12:21, Ankara.

                     N O T L A R

[*] Newroz, Yıl:4, No:139, 22 Temmuz 2010…
[1] Nikos Kazancakis.
[2] José Saramago, Küçük Anılar, Can Yay., 2008.
[3] José Saramago, Yitik Adanın Öyküsü, Merkez Kitaplar, 2006.
[4] Yasemin Çongar, “Beni Karakterlerim Yarattı”, Taraf, 19 Haziran 2010.
[5] Ümit Kurt, “Saramago’dan Artakalanlar”, Radikal İki, 27 Haziran 2010, s.8.



  
Temel DEMİRER
temel@devrimcidemokrat.com




Bu koşe yazısı 22 defa okundu. Toplam 3027 kelime

Yazdýrýlabilir Sayfa Yazdirilabilir Sayfa Pdf Formatý Pdf Formati Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaþýna Gönder Arkadasina Gonder


[ Geri Don: Temel DEMİRER ] - [ Yazarlar Indeksi ]

Kose Yazilari ©
Yazarlar

Sibel ÖZBUDUN
'Kimlik Prangası'mı? [*]

Temel DEMİRER
'Ölümsüz' İsyan(cılar) [*]

Gün ZİLELİ
Oral Çalışlar'ın İdeolojik Yol Haritası...

Nevzat BERBER
Referandumu Boykot Edelim!

Halim KAR
Aklım Olsa,Solcu Olmazdım

Misafir Yazar
Davut Erkan/ Vicdani Bir Mesele: Vicdani Ret

Gül GÜN
Fırtına

'Hapishane Mektupları'
Ağır Hasta Tutsakların Listesi

Serbest Kürsü
Mehmet Atak/ Pozitif Ayrımcılık Yasasındaki Negatif Ayrımcılık

Agir Abad
Kürdistan'ın Öncüleri; Nuri Dersimi

Duyurular
Savunma Susturulamaz!

Bayram YoldaÅŸ
Silahların Bırakılması; Şeytanların İlahi Okumasıdır
-

İzlendigimiz Ülkeler

free counters

Etkinlik Takvimi
Eylül 2010
  1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
Bugün için etkinlik yok.
Video
İyi ikindiler Misafir! 
IP:  38.107.191.117



Kulanıcı Adı
Åžifre

 Katılımlar
  Bugün: 0
  Dün: 0
  Toplam: 45
  En Son: Yazar

You must Üye Ol to interact with Members
Son Yorumlananlar
· 1 İbrahim Aksoy/ Kemal Burkay Geliyor
· 2 Devrimci Demokrat/ MLKP'den Özür Diliyoruz
· 3 En moda sözü...
· 4 JMKDD'den Türkiye PEN'e Açık Mektup
· 5 Bugün Dünya Öğretmenler Günü
· 6 Ergenekon (Genelkurmay) MHP- Albay Dursun ÇİÇEK İliÅŸkisi
· 7 Mizah/ Rüşvetin Böylesi
· 8 BAÅžARILARIN DEVAMINI DİLERİM
· 9 İstanbul''da ki Çatışma Sürüyor: 7 Polis Yaralı
· 10 İstanbul''da ki Çatışma Sürüyor: 7 Polis Yaralı
Son Makale Yorumları
·devrimci demokrat sitesine basarilar...
*Yorumun Devami...

Site Sahibi Halim Kar (oturan adam)

Türkçe Destek ve Düzenleme UserNuke.CoM [*] PHP-Nuke Copyright © 2006 by Francisco Burzi.
All logos, trademarks and posts in this site are property of their respective owners, all the rest © 2006 by the site owner.
Powered by Nuke-Evolution-Xtreme.

Bu Site Önbellek sistemlidir. Önbellek yi Temizlemek için Tıklayın.[ Sayfa Üretimi: 0.89 Saniye | Kulanılan Hafıza: 6.31 MB | VT istekleri: 58 ]

Do Not Click