Fırtınaların ardı arkasının kesilmediÄŸi günlerde, içimizde gökten çakan her ÅŸimÅŸek bir tokat gibi indi yüreÄŸimize.
YaÄŸmurlar yaÄŸdı, gözyaÅŸlarımızın yetmediÄŸi yerde.
Bulutlar sanki artık hep gri kalmaya kararlı gibi „mavi umut“ hayalleri imge olmadı artık ÅŸiirlerde.
Dolular mısralara düÅŸtü taÅŸ gibi, ama öylesine serttiler ki, paramparça oldu dörtlükler.
Can acımaz oldu artık…
Acı dediÄŸimiz ÅŸey artık giderek daha güçlü oldu, kendini hissettirmedikce sinsileÅŸti.
Ne vakit yüreÄŸimize saplanacağı belli deÄŸilken, pusuda bekledi bir yılan gibi.
Gözlerine bakamıyor, sesini duyamıyorduk artık.
Serden vazgeçmek zamanıdır ÅŸimdi.
Bilinmeyen yolculukların bile sonu geldi.
Ufukta korku varken, valizlerde kan götürdük, testimize sakladığımız.
O kan ki aka aka birikti yüreklerden...
Sen yorgunsun, sen bitkin ve sen kızıl denizlerde yüzerdin.
İşte sana bir testi kan ve acı iksiri de benden olsun,
senden bana kalan budur, neyleyim…
Açtığın yaradan bir yudum kalsın sana.
Ama içme ne olursun, failim meçhul kalsın, tek ispatı sende kalsın.
Renkleri bile ayırd edemiyorum artık.
Gözlerinin rengi deÄŸiÅŸti.Gözlerinin rengi deÄŸiÅŸti.
Öfkenin rengi artık gözlerin.
Sesin ılık bir rüzgardı bir zamanlar, içimi ısıtan.
Ellerin bir yapraktı, yeşildi umutca ellerime yansıyan.
Emeğin vardı, vardı, var dı...
Dili geçmiÅŸ zamanlardan arda kalan ne var bilirmisin?
Ardına baktığında görebildiklerini artık tanırmısın.
Yoksa sen o ardındaki sen değilmisin?
Hayal kurmuyorum artık. “Hayal kırıklığı” diye birÅŸey yoktur, cünkü hayaller zaten kırıktır.
YaÅŸamın hüzünlü parçalarından yan yana getirdim onları; içine umut sığarmı sence?
Zaman tükeniyor , ağır ağır ve delerek geçe geçe..
Saatler yitiriyor anlamını, artık kolunda sadece bir kelepçe onlar.
Sen de bir hayalsem eğer, artık kurmuyorum seni.
Çünkü bende bir hayal kadar kırığım, paramparça ve dağınık, her bir yana dağılan, hırçın rüzgarlarla savrulan…
Depremlerin enkazında can çekiÅŸirken yürümeye kalkmak boÅŸuna deÄŸilmi, uzanan bir el yok ise eÄŸer.
Bir bilsen düÅŸüp düÅŸüp kalkmanın ne amansız yorduÄŸunu, ne iyi öÄŸrendiÄŸimi, yer çekimini.
Acılarımın ortağı olmanı beklemedim senden.
Yarattığın acının ortağı olsaydın, senin de için yanardı.
Bir bilsen artık suskunluğumun asaletimden değil, dilsizliğimden olduğunu.
Gözlerin var, görüyormusun, kulakların var, duyuyormusun, kendinden baÅŸkasını ?
Sağır dilsiz bir oyuncu gibisin.
Etrafına zırh örmüÅŸ maskene öyle alışmışsin ki, ondan vazgeçmek ne zor deÄŸilmi ?
Sanırım, ki sanırım, çünkü kesin yargıları yok seninle ilgili, seni böyle tanıyorlar ve bundan vazgeçmek ne zor deÄŸilmi ?
Ancak bana oynayabildin, çünkü en aptal seyircin benim fırtınalar içinde bile olsa..
Yaz ortasında lapa lapa kar yağıyor şimdi.
ÜÅŸümüyorum, tuhaftır yüreÄŸim.
Kanıyor hala öfkenin ateÅŸinden düÅŸen yara.
Duvarlara çarpa çarpa bitkin düÅŸerken, kan kokusu geliyor burnuma, yüreÄŸim karşımda can çekiÅŸiyor..
Bu soğuk kar'a kan damlıyor şimdi.
Sen sıcak uyu yüreÄŸim, aldırma sakın fırtınaya...