Katılımcılar: André Breton, Jacques Lacan, Wilhelm Reich.
Breton: Ölümümden sonra yapılan spekülasyonlar karşısında duyduğum şaşkınlığı gizlemek istemiyorum...
Sürrealist bir kimliğin, yani benim, kelimenin geniş anlamıyla ‘evrenselcilik’ takkınlığı ile göklere çıkarılıp planlanmış bir fetiş nesnesine indirgenmesi bağışlanamaz bir kusur içeriyor!
Lacan: ‘Planlanmış fetiş nesnesi...’ Bu harikulade tanım, bana simgeselleştirilmeye karşı direnen ama yine de özneye kendini ele vermekten kurtulamayan bir fantezi mekanını hatırlatıyor.
Breton: Mekanın olmayan özne tarafından ağzına kadar doldurulamaz olması, elbette fetişin enerjisini özerk kılıyor.
Lacan: Fetişizmin bir anonimden ibaret olduğunu söylerken tam da kastettiğim buydu.
Reich: Düpedüz sapkın sınırlar taşıyan ve kendisi olmasının dışında başka bir anlamı olmayan, bu sayede kesinlikle olanaklı bir terimi baştan çıkarmaya çalışan şiirsel metniniz bana, kendilerini faşistlerden gizlemesi için SS subaylarına yüklüce para sunan Yahudi zenginlerini hatırlatıyor.
Lacan: Söz konusu Yahudiler bile olsa, kim tarafından ele geçirildiğiniz, kendinizi ele verme arzunuzun yalnızca arka planı olabilir.
Breton: Özneye yatırdığınız bu artı değerin nedenini sorabilir miyim?
Lacan: Öznedeki ‘eksik’ diyelim...
Reich: Benim ‘eksik’ten anladığım, öznel ve nesnel şartların tam bir uyumu içersinde boğazlanmış olan dirimsellik.
Lacan: İktidarsızlığı bu kadar dolaysız açıklamanızın ardında yatan dürtünün, arzusundan uzak ve talebe indirgenmiş, bu yüzden de kısmi bir parça olma özelliğinin dışına çıkamayan, cisimleşmemiş bir yapısı olduğuna inanıyorum.
Reich: Neyi açıklamaya çalıştığımı gayet iyi biliyorum.
Lacan: Neyi açıklarsanız bir eksik açıklarsınız.
Breton: Sürrealizm, hep bunun tersi bir yol izledi, ne açıkladıysa fazlasıyla açıkladı.
Lacan: Ama açıklamalarınızdan hiç kimse bir şey anlamadı.
Breton: Sürrealizmin talep ettiği, paralel bir gerçekten yola çıkarak gerçekliğin oyununu bozmaktı.
Lacan: Simgesel gerçeklikle özne arasına mesafe koyarak, biraz da estetik bir çabayla özneyi imgesel bir kurguya indirgemeye çalışmak, sonunda öğretinizin akademiler tarafından simgeselleştirilmesi sonucunu doğurdu. Gördüğünüz düş, herkes tarafından görülerek gerçekliğe eklendi. Bu eklenme süreci, ne yazık ki sizin, sizdeki eksiği farketmenize yol açtı.
Breton: Eksiklik, yapısal değil ideolojiktir. Sistem tarafından üretilen gerçeklik temsilinin asıl gerçeği gizlemek amacıyla uyguladığı ve adına ideoloji denen birer tuzak olmasıdır sizde eksiklik duygusunu yaratan...
Reich: İktidarsızlık için de geçerli aynı tanım. Bu yüzden de sistem tarafından üretilen iktidar temsilinin, asıl iktidarı gizlemek için uyguladığı ve adına politika dediği tuzağın karşısına cinsel politikayı çıkarmak zorunda kaldım.
Lacan: Yani bu bir zorunluluktu.. Kim için ve daha da önemlisi ne için hissettiğiniz bir zorunluluk?
Reich: Özneden nesneye indirgenmiş bu sorunuzun da kendisine has bir ideolojik tuzak olduğunu düşünüyorum.
Lacan: Özneden nesneye değil, ‘nesnesine’ diyelim... Yanlış hatırlamıyorsam FBI, tutuklanmanızın hemen ertesinde ve size dair sunduğu bir sağlık raporunda ‘sağlam kişilik yapısında paranoya’ gibi bir teşhisle akladı sizi.
Reich: Herşey kurallara uygun olarak yargılanmam için düzenlenen bir komploydu. Ama bu konuyu açma nedeniniz, sizi ve sorularınızı tuzak olarak algılamaya başlamamsa...
Lacan: Kesinlikle değil... Ya da kesin olan hiçbir şey yoktur, olabilir diyelim. Ama asıl neden, sağlam kişilik yapısında paranoyanın kendi içinde tutarsız bir teşhis gibi görülmesine rağmen, bu ilginç patolojinin, öznenin ‘gerçek’ karşısındaki bağışıklık derecesini yükseltmesi ile ilgili olduğunu düşünüyorum.
Reich: Bir ideolojiyi analiz ederken, o ideolojinin kendisine karşı olan virüsleri tanıyarak ve dahası o virüslerden biriymiş gibi davranarak kendi gücünü meşrulaştırması, ideolojik gerçeğin zaferidir yoksa ayrıksı bir ‘gerçeğin’ değil... Bu durumda adıma konan teşhisin gülünçlüğü, sizin deyiminizle ‘simgesel’ bir tanı alanına aktarılarak resmiyet kazanmıştır, yani durumun, psişik gerçeklikle ve mesafenin boyutlarıyla hiçbir ilgisi yoktur.
Breton: Aktarım alanınıza girmek istemem ama sürrealizmin savunduğu gerçeğin, daha çok Baudrillard’ın iki boyutlu imge tanımına uyduğunu ve bu noktada sistemin gerçeklik anlayışına, simgesel boyut taşıyan bir alternatif gerçeklikle saldırmak yerine kendi gerçeğiyle saldırmayı tercih ettiğini belirtmek isterim.
Lacan: Bu bir tercih meselesi yani. Neyle ne arasında bir tercih?
Reich: Sözcüklerin de kişilik zırhı vardır öyle değil mi?
Breton: Bilinçdışının bir dil gibi yapılanması ama kesinlikle dilin dışında yuvalanmış olmasına benzer biçimde, sürrealist gerçek de gerçeklik gibi yapılanmış ama her daim onun dışında kalmıştır.
Lacan: Miro ya da Matta’nın resimleri üzerinden de aynı şeyleri iddia edebilir miydiniz?
Reich: Şu politik gerçekliğin yanılsamasına dönelim yeniden.
Breton: Yanılsama, imgenin üçüncü boyutudur ve düşünceyle değil, daha çok algılamayla ilişkilidir. Bu yüzden yanılsama yerine ‘kendisi’ diyelim...
Reich: Eğer sizi mutlu edecekse, pekala, öyle diyelim... Politik gerçekliğin karşısına çıkardığım seksüel politika, bütünsel, dünyevi gerçekliği kontrollü bir haz ilkesiyle yönetmek anlamını taşıyordu. Tüm patolojik oluşumların kaynağının seksüel kitlenme meselesine dayandığından yola çıkarak önerdiğim bu libidinal ekonomi, toplumsal yabancılaşmanın nedeni olan sömürüye dayalı üretim biçimi ve ilişkilerine farklı bir çözüm sunuyordu.
Breton: Ben de zaten sürrealizmin hayati boyutunu -André olsa buna ‘alt yapı’ derdi- herkesin, babasının nasıl boşaldığını düşünmeksizin kendi boşalmasına odaklandığı böylesi bir artı keyif ortamına taşımak için, çıkardığım üçüncü derginin adını ikincisinden hareketle ‘Surrealism au Service de la Revolution’ olarak değiştirdim.
Lacan: Kendi içinde tutarlı gibi görünen bu zihinsel ortaklığınızı yaralamak istemem ama ben cinsel ilişkinin mümkün olmayacağına inanıyorum.
Reich: Belki de bir üroloğa görünmelisiniz.
Lacan: Sözüne ettiğim, fantezi alanının arzunun gerçekleştirildiği değil de arzunun kendini gerçekleştirdiği bir boyut olmasıyla ilgili. Böyle bir boyutta tasarlanmış ve kurgulanmış olan öykünün, fizyolojik olarak cisimleşen iki kişiyi taşıması olanaksızdır.
Reich: Sizin düşüncenizde bu alanı erkeğin yarattığını söylemeye bile gerek yok sanırım.
Lacan: Elbette, çünkü bu mekanda kadın, ancak erkeğin semptomu olabilir.
Reich: Erkeğin kendisine sunduğu bu fantezi mekanını yöneten bir ‘dış güçler’ temsilini hesaba katmaksızın düşüncelerinizi böylesine tutucu bir noktaya taşımanız doğrusu anlaşılır gibi değil. İddia ettiğiniz fantezi mekan, erkeğin sahip olma dürtüsünü ayartan ve sonra da sözde boşaltan bir ideoloji tarafından estetize edilmiş sentetik bir fetiş alandır. Siz, bu sentetik dokuyu yapısal bir boyutta hiçleştirerek seksüel ilişkinin olmadığı kaydına varıyorsunuz.
Breton: Sürrealizme göre kadın, özenle imgeleştirilerek özensizce kaybedilmiş bir iç nesnedir ve enerji yönü, dışardan içeriye doğrudur.
Lacan: Sürrealizme, ‘kadın’ ara başlığında getirilen en büyük suçlama, yanlış hatırlamıyorsam onun, kadının kullanım değeriyle değişim değeri arasındaki gerçeklik farkını hesaba katmamış olmasıyla ilgilidir.
Reich: Kadın pazarlarında görevli olarak çalışan ve geçinebilmek adına kadın haklarını korumak zorunda kalmış sendika / işveren ‘olumsuz’ diyalektiğinde gezinip duran bu özlü sözleriniz, korkarım, içinde bulunduğunuz durumun patolojik haritasını tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.
Lacan: Cinsel ilişkinin olmadığı gerçeği ile ‘seksüel politika’ ütopyanız arasındaki çelişki, ütopyanızın nesnesiz olmasından ileri geliyor. Bu anlayışın ayrıksı bir patoloji üretmesi gereksiz, çünkü durum zaten yeterince patolojik.
Reich: O halde bozukluğu telafi etme stratejinizi hayata geçirin lütfen.
Lacan: Bu olanaksız, çünkü bizi, taşıdığımız eksiğe rağmen olanaklı kılan şey, tam da bu patolojinin kendisi.
Breton: Cinsel ilişki diye bir şey yoksa cinsel haz duyamamaktan dolayı korkmama da gerek yoktur. O halde ölüm içgüdüsü de yoktur.
Lacan: Ölüm içgüdüsü, arzu nesnesinin bıraktığı izin rüzgarıdır.
Reich: Ölüm içgüdüsü, protoplazmadaki acunsal akışın kireçlenmesi sonucu tinselliğe doğru elektriklendirilmiş uyduruk bir duyumdur. Neredeyse ‘cinsel ilişki yoktur’ önermenizin altında, böylesi bir kireçlenmiş biyolojik arazın olduğunu düşünmeye başlayacağım.
Lacan: Size inanılmaz gelen küçük bir ‘gerçek’ parçasını simgesel kişilik örgütlenmenize sızdırdığım için üzgünüm. Tarih olarak benden büyüksünüz, adınız ise neredeyse ‘babamın adıyla’ aynı yaşta ama korkarım bilimsel gözlemleriniz sürecinde sorgulamış olduğunuz sözde bilimsel gerçekliğin kontrolü altına girmiş gibi konuşuyorsunuz. Bilimsel hedefle olan terapötik bağınız, hedefin size doğruyu, yalnızca doğruyu söylediğine inandırmasıyla negatif bir aktarıma dönüşmüş.
Reich: Belki de böylesi bir çıkarımda bulunan siz, benimle pozitif bir aktarıma girmişsinizdir.
Breton: Yeniden aktarım alanınıza giriyorum ama ‘orgon’ denilen muğlak enerjiyi keşfinizden sonra kendinizi uzaylı olarak gördüğünüz ‘iddialarına’ inanmak istemediğimi söylemeliyim.
Reich: Lacan’a bakılırsa aktarımın dini imanı yok, belki de gerçekten öyledir. Belki de o sıralar uzun süre bir kadınla yatmamış olmamın libidinal yankısı, bir uzaylı olduğuma inandırmıştır beni.
Lacan: Sizi bir uzaylı olduğunuza inandıran şey, maleviç’in resmettiği beyaz fon üzerine sızıntı yapan siyah karesidir.
Reich: Metaforik gözlem gücü diyelim.
Lacan: Metafor analdır çünkü bir eksiği başka bir eksikle doldurmak ister. Simgesel değiş tokuş ve tabirimi mazur görün ama ‘bok’ arasındaki ilişki gibi. Oysa benim sizin üzerinizde iddia ettiğim şey, belki de gerçekten uzaylı olduğunuzdur.
Breton: W.Reich’ın uzaylı gibi göründüğüne bakmayın, çünkü o gerçekten bir uzaylı...
Reich: Dildeki mizahi açmazlarınız ve ‘yeni başlayanlar için felsefe’ tandanslı söz oyunlarınız, ataerkil burjuva dayatmacılığının cinselliğin önünü tıkayarak kendi sermayesini aklama stratejisi karşısında etkisiz kalıyor. Yatakta sevişmek yerine konuşmayı tercih eden fransız filmleri gibi siz de dil boyutunda geriliyor, atmosfer yaratıyor, boşalıyor ama ne yazık ki gevşeyemiyorsunuz. Kas zırhınızın, döktürdüğünüz harfler yardımıyla gün geçtikçe daha da okunmaz hale geldiğini söylemeliyim.
Breton: Bu harflerin, Troçki’yle birlikte kaleme aldığımız ‘özgür sanat, özgür toplum’ bildirgesi için geçerli olmadığına inanıyorum.
Reich: İçinde ‘orgazm’ sözcüğü geçmeyen hiçbir bildirgeye inanmam.
Breton: Peki ya şiirin şehirde ve yatakta yazılması gerektiği konusunda söylediklerim?
Reich: Küçük burjuva okulların beden eğitimi derslerinde öğretilen devinimsiz hareketlerle yapılan sevişme, sevişme değildir.
Breton: Peki ya şiir?
Reich: Ancak bu hareketlerin basit birer edebi yorumu olabilir.
Breton: Yaşasın sürrealizm!
Reich: O halde yaşasın seksüel politika!
Lacan: Kimsenin sizi duymadığı bir yerde slogan atmanızın altında, inandığınız şeye gerçekten inanıp inanmadığınızla ilgili şüphelerinizi geçiştirme çabası seziyorum.
Reich: Seksüel politika sosyal demokrat sezgiye karşıdır. Bilimsel sosyalizmi esas alan bir araştırma disiplini içinde tüm toplumların eş zamanlı orgazm olabilecekleri bir haritanın yazılımındaki en önemli kuramdır o.
Lacan: Yazılım ve yazım arasındaki sayısal farkın, cinselliğin geri sayımına angaje olduğuna inanıyorum.
Reich: Dilim sürçmüş olmalı, ‘yazımındaki’ diyecektim.
Lacan: Freud olsa ‘özrünüz kabahatinizden büyük’ derdi.
Breton: André olsa ‘bir pipo bazen yalnızca kötü çizilmiş bir pipo resmidir’ derdi.
Lacan: Aranızda sadece Magritte’i sevdim. Gerçek ve simgesel evrenin kesiştiği sarkık lekeyi bulup çıkarabilen tek ressamdır kendisi.
Breton: Bir akşam yemeğinde, güzel karısının boynuna taktığı haç kolye yüzünden tüm aileyi sıra dayağından geçirdiğimi hatırladım birden.
Lacan: Ben bu tepkiden, o kadını çatur çutur düzmek istediğiniz sonucunu çıkarıyorum.
Reich: Oral seksi de unutmayalım lütfen.
Lacan: Zaten seksüel politikanızda ilgimi çeken en dolaysız kuram, oral seksle ilgili söyledikleriniz oldu.
Reich: Dile bu kadar önem vermenizden anlamalıydım.
Lacan: Gerçekten de üç hastanıza aynı anda oral seks yaptınız mı?
Reich: Beni karalamak isteyen idealist aktöreci ahmakların aptalca spekülasyonları!
Lacan: Peki ya Amerika’da kurduğunuz gözlem evine, civardaki pekçok köylü kadını attığınıza ve onlarla aynı anda orgon enerjisi biriktirecine girdiğinize dair kuşkular, hem de çırılçıplak!?
Breton: Yanlış hatırlamıyorsam Cronenberg, o aletin ışınlayanını yapmıştı, şu sinek öyküsünde...
Reich: Cronenberg’in yaptığı gizemci / psikoseksüel bir zaman makinesi! Benim yaptığım, tam anlamıyla doğabilimsel işlevlere dayalı statik orgazmı toplayan bir elektrik süpürgesi.
Lacan: Peki hakkınızda geliştirilen olumsuz kuşkuları yanıtsız mı bırakacaksınız?
Reich: Haz ilkesini, ötekinin hazzına endekslemiş bir histerik gibi konuşmaya başladığınızın farkında olmalısınız.
Lacan: Gariptir ama siz de benim gibi konuşmaya başladınız.
Reich: Duymak istediğiniz nedir tam olarak?
Lacan: Üçünü birden aynı anda nasıl yaladığınız...
Reich: Beni pornografikleştirerek sizin deyiminizle bakışımı yok etmeye çalışıyorsunuz.
Lacan: Demek nesne olduğunuzu kabul ediyorsunuz.
Reich: Sorgulandığıma göre öyle olmalı.
Breton: Arayı yumuşatmama izin verin. Jacqueline’den ayrılma nedenim, basit bir ailevi düzen kaybı değildi. Sorun, seks ilişkimizdeydi daha çok. Lacan’ın iletişimi başarılı bir yanlış anlama olarak değerlendirmesi boşuna değil. Bizim yaşadığımız seks ilişkisi de başarılı bir yanlış anlamanın sonucu olarak...
Reich: Lafı uzatmadan neyin yanlış, neyin başarılı olduğunu söyler misiniz?
Breton: Jacqueline’in uterusu bir mobius şeridiydi.
Lacan: Geri dönüşlü bir seksüel politika!
Breton: Durum düşündüğünüzden de karmaşık. Onun balta altında kırılan odun kalçalarından süzülerek orman ısısı düşünceli kasık kıllarının tam odağında görülen kırılmış ordöv tabağı yarığına soktuğum zamanlar, penisimin, tıpkı bir matkap ucunun kıvrımlarını takip ederek sonunda üzerine binlerce düğüm atılmış bir çamaşır ipine dönüştüğünü görmek, yani kastrasyonu kendi içine binlerce ayna yardımıyla yansıtmak, inanın tam bir kabustu benim için.
Lacan: Size cinsel ilişkinin mümkün olmadığını söylemiştim.
Reich: Sanki Kinsey Raporu’nu Baudrillard kaleme almış gibi.
Breton: Penisin girme anında zaten çıkmış olduğunu bilmenin kadın üzerindeki iktidarımı ne hale getirdiğini düşünebiliyor musunuz?
Lacan: Mobius şeridi sarkık bir leke olduğu için falliktir. Fallik olan bir şeride fallik olan başka bir şerit soktuğunuzda...
Reich: Annenin süperegosuyla karşılaşırsınız.
Breton: Bu şikayetimi o yıllarda Freud, Jung ve Adler’e ayrı ayrı yazdım ve her birinden ilginç mektuplar geldi. Freud durumumu Jung’un çözebileceğini, Jung, Adler’in çözebileceğini, Adler ise kendisine bakan hizmetçi kadının çözebileceğini yazdı. Doğrusu hizmetçiye yazmaktan utandım.
Reich: Çözüm basitmiş aslında. Jacqueline için günde iki kez orgon terapi. Toplanmış güneş enerjisi, mobius şeridini tren yolu haline getirebilecek tek çözüm.
Lacan: Mobius’ta etten bir perspektif yaratma çabalarınız korkarım imkansız. Çünkü zamanın dördüncü boyut olmasına benzer biçimde cinsellik de gerçekliğin dördüncü boyutudur. Bu nedenle vajina nostaljiktir. Sizi her girişinizde bir önceki ilişkide kaybettiğiniz ‘şeyi’ aramaya yönelten statik bir zaman makinesidir. Yani orgon biriktirecinin ters açısıdır.
Reich: Açı ve karşı açı olmadan diyalog da olmaz.
Lacan: Ters açı ve karşı açı arasında tribün farkı olduğunu unutuyorsunuz.
Reich: Kendi kaleme gol atmış gibi görünmeyi severim.
Lacan: FBI: 1 W.Reich:0
Breton: Saussure: 3 Lacan: 2
Lacan: Sartre 1: Breton: 0
Reich: Kant 2: Lacan: daha da 2...